news-details

Çelik: Cumhuriyet tarihinin en yüksek mutabakatına ulaşıldı

Vakıf Katılım

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunulan kanun teklifiyle terörsüz Türkiye sürecinde önemli bir aşamaya gelindiğini belirterek, silahlı terörün sona ermesiyle demokrasinin güçleneceğini söyledi.

Çelik'in konuşmasından bazı satır başları şöyle:

"Bugün yasa teklifinin verilmiş olmasıyla birlikte 2 yıllık sürecin en önemli aşamasına gelinmiş oldu. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge için emek sarf edildi. Biz artık AK Parti'de yaptığımız çalışmaların sayısını unuttuk. Yüzlerce kere toplanmışızdır. Bütün arkadaşlarımızla birlikte, kurduğumuz heyetle birlikte emek ve mesai harcadık.

Esasında terörsüz Türkiye ve bölge hedefi etraftaki gelişmeleri izlediğimizde emperyalistlerin, Siyonistlerin bölgeyi parçalamaya yönelik hangi şer şebekelerini devreye soktuğunu düşündüğümüzdü Türkiye'de köklü devlet aklının, siyaset aklının milletimizin değerlerinin, irfanının, basiretinin neticesi olarak ortaya çıktı.

Son 10 yıla odaklandığımızda kuralsız bir dünya düzenine geçilmiştir. Dünyanın bütün dikişleri sökülmektedir. Daha çok bölünmüş, etnik ve dini temelde birbiriyle kavga eden bölgenin ortaya çıkmasını istediler. Türkiye bu dalgaların geldiğini görerek çok büyük çalışmalar yaptı. Arap baharı zamanında da halkların meşru tepkilerini o devletlerin kurumlarını yok edecek şekilde yönlendirdiler. Biz o zaman da uyarımızı yapmıştık. Bölgede kardeşlik siyaseti atağı başlatmıştık.

Şimdi de baktığımızda son 3-4 yılda çok daha sert bir dalganın etnik ve dini temelde, mikro düzeyde herkesi birbirine düşürmek isteyen böylesine bir kötü planın devreye sokulduğunu görmüştük. Günün sonunda terör örgütleri üzerinden yükseltilen dalgalar bölge halklarının daha çok acı çekmesine yol açtı. Türk, Kürt, Ezidi, Keldani acı çekti. Bölge kendi özgün iradesini ortaya koyamamanın bedellerini ödedi. Bizim terörsüz Türkiye ve bölge diye ortaya koyduğumuz çerçeve bölgemize dönük kötü niyet beslenen emperyalist ve Siyonist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaplardan bir tanesidir.

Bölgemizde herkes için kötü niyet besleyenlere kötü niyetlerine geçit vermeyecek şekilde verilen cevaptır diyebiliriz. Bununla ilgili çok hassas çalışmalar yürütüldü. Günün sonunda meselenin sahibi 86 milyon tüm vatandaşımızdır. Meselenin öznesi, tecelli ettiren yegâne makam vatandaşların tamamıdır.

Bu bahsettiğim emperyalist ve Siyonist projeler Türk, Kürt, Arap, Sünni, Arap, Keldani, Ezidi'nin birbiriyle yumruklarla konuşmasını istiyor. Bir takım parçacıklar, cemaatçıklar haline gelmesini istiyor. Bizim yürüttüğümüz süreç yumruk yumruğa gelmemizi isteyenlere karşı bütün bahsettiğim halkların yumruk yumruğa değil kol kola yürüyeceği tarihi inşa etmektir.

Meseleye geniş kadrajdan baktığımızda biraz daha yukarıdan baktığımızda meselenin esasında çok daha büyük ufuklara ulaşacağımızı çok rahatlıkla görebiliriz. Bizi yumruk yumruğa getirmeye çalışanlara karşı kol kola, el ele, omuz omuza yürüme irademizi bir kere daha ortaya koymuş oluyoruz. Bütün bu çalışmalar yapılırken silahlı tehdidin ve terör örgütün gündemden çıkmasıdır.

Türkiye uzun zamandır silahlı terör örgütünün tehdidi ile karşı karşıyadır. Kahraman şehitlerimizin ve gazilerimizin eşsiz fedakârlıklarıyla bu hedef engellenmiştir. Bugün PKK terör örgütünün legal ve illegal bütün unsur ve şubeleriyle sona ermesini hedeflemektedir. Bu şimdiye kadar ifade edilmiştir. Bundan sonrasında takip edilecek husus budur.

Terörün gündemden çıkması demek, burada hukuki olarak açıklamalar yapıldı, devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri çerçevesinde, hukuk devleti ve demokrasinin imkan ve kabiliyetleri çerçevesinde gerçekleştiriliyor. Bütün devletlerin kendilerine dönük tedbirler karşısında bir sert güçleriyle bir de yumuşak gücüyle mücadele etme yaklaşımları vardır. Geçmişte MGK tavsiyeleriyle bunlar gündeme getirilmiştir.

Bugün gelinen noktada ise bütün tecrübelerden yola çıkarak son derece güvence veren bir çerçeve yasa ortaya çıkmıştır. PKK terör örgütünün Türkiye, Irak, İran, Suriye ve Avrupa'daki legal ve illegal unsurlarıyla sona ermesidir. Demokrasilerin üzerinde silahlı tehdit, terör örgütleri yüktür. Siyaset iklimini, devlet hayatının ritmini etkiler.

Demokratik ülkelerin uyması gereken kurallar ve hukuk ilkeleri vardır. Terörün gündemden çıkmasıyla birlikte yepyeni bir iklim doğacaktır. Demokrasimizin üstündeki yükün kalkmasıyla birlikte aslında demokrasimizin ölçeğini büyütecek, derinleşmesine daha çok imkan verecek, demokratik adımların atılması için güçlü siyasi ve demokratik iklimin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Bundan sonrasında PKK terör örgütü sona erer, MGK ile tespit ve teyit edilirse bundan sonra silahların bırakma sürecine ulaşılırsa, siyasetin iklimi, demokratik tartışmaların iklimi kendi ölçeğini büyüten boyuta ulaşacaktır. Türkiye'nin terör yükünden kurtulması demek aynı zamanda demokrasisinin ölçeğini büyütecek, siyasi iklimine oksijene kavuşması demektir.

Bütün bu tartışmalar esasında birtakım dış güçler tarafından da kullanılmıştır. Kardeşliğimize halel getirmeye çalışan, kardeşliğimizi zarar vermeye çalışılan pek çok provokasyonla karşı karşıya kalınmıştır. Dünyadaki örneklerin çoğunda iç savaşlar, etnik kavgalar, dini kavgalar vardı. Bölünmüş, parçalanmış toplum yapıları vardı. Bütün olayların en şiddetli zamanında bile Türk, Kürt, Sünni, Alevi ve diğer unsurlarla milletimiz millet olma vasfını hiçbir zaman kaybetmemiştir.

Kimse komşusuna yan gözle bakmamıştır. Silahların bırakılması sürecinin başlaması ve tamamlanması. Silahlı terör örgütünün gündemden çıkması geleceğimiz açısından yepyeni bir sayfanın açılmasına da imkan verecektir. Bölgede birbirine düşürülmeye çalışılan kardeş halklar arasına giren diğer terör örgütlerinin de ortadan kalkması için yeni bir iklim oluşacaktır.

Bugün atılan adım bir başlangıcı oluşturacaktır. Terör gündemden çıkınca demokrasimizin ölçeğini büyütecek siyasi iklim herkesi saracak, sarmalayacaktır. Bunun meclisimize, ekonomimize, sivil toplum hayatımıza yansıması, aralarında mesafe olduğunu düşünülen toplumsal kesimlere yansıması çok pozitif ve değerli olacaktır. Bu sürecin başarıyla tamamlanması için katkı Türkiye'nin geleceğine atılmış bir imza olarak düşünülebilir. Dünyada insanoğlunun mücadelesi silahlı tehditlerin bertaraf edilmesine dönük doğru yolu bulmaktır.

Bu sürece dönük desteği olanların dışında karşı olduğunu söyleyenlerin kullandıkları üslubun dikkatli olması gerekir. Siyasetin içinde mi konuşuyor yoksa anti siyaset mi yapıyor? Siyaset yapmak demek hayatın maliyetini azaltmak demektir. Anti siyaset hayatın maliyetini artırmak demektir.

Bugün yeni perspektif gerekliliği ortada iken geçmiş dönemin statükonun içinde anti siyaset cümleleriyle konuşmak ülkenin geleceğinin üstünü çizmektir. Yoksa eleştiri haktır, demokrasinin en büyük nimetlerinden birisi eleştirinin kurumsallaşmış olmasıdır. Siyasetin var etmesi gereken şey silahın, şiddetin olmadığı medeni bir toplum hayatının var olmasıdır.

Silahlı terör örgütünün gündemden çıkarılmasıyla demokrasimizin üstündeki yük kalktığında medeni toplumun ileri noktalara taşınacağı birtakım adımlar atılması mümkün olacaktır. Geçen yılbaşı Suriye'deki olaylarla yıla girmiştir. Çok büyük bir altüst oluş yaşadı bölge ve dünya. Bu yılbaşına Venezuela'daki olaylarla girdik.

Şimdi ABD ve İsrail'in İran'a saldırısıyla ortaya çıkan kaosla devam ediyoruz. Rusya-Ukrayna savaşı halen devam ediyor. Netanyahu şebekesi Gazze'deki soykırımını Batı Şeria ve Lübnan'a taşımak istiyor. Uzakdoğu'da da başka gerilimler var. Bunun içerisinde tecrübesi olan bir devlet dünyanın parçalanmaya doğru gittiği noktada hukuk, hakkaniyet, ilkeler içerisinde bütünleşmeyle cevap verir.

Biz hukuk devletinin imkanları, yani meşruiyet alanından bahsediyoruz. PKK/KJK terör örgütüyle silahlarını bırakacak, ayrıca TBMM'de yine izleme kurulu süreci takip edecek. Devletin siyaset, devlet kurumları ve yüce Meclis ve milleti temsil eden unsurlarıyla birlikte sürecin yönetildiği tablonun içerisindeyiz. Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı iç cepheyi güçlendirme çağrısında cumhuriyet tarihimizde en stratejik zamanlarda en stratejik müdahalelerden bir tanesidir.

Ahlat'ta verilen mesajlar dünyanın ve bölgenin kaosa sürüklendiği dönemde sayın Bahçeli'nin yaptığı çıkışlar stratejik açıdan en doğru konumlandırmayı yapmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız devlet başkanı olarak, bütün kurumlara talimat vererek bu süreci devlet politikasına dönüştürmesi net bir yol haritası ortaya çıkarmıştır.

Yüce Meclis'te son derece sağlıklı tartışmalar yapılmış. Meclis Başkanımız sayın Kurtulmuş doğrudan başkanlık ederek, yüce Meclisin tarihi sorumluluğunu yerine getireceğini gösteren bir çalışma o komisyonda gerçekleşmiştir. Yüce Meclis ve komisyonda bu meseleyle ilgili son derece net tartışmalar yapıldı.

Farklı siyasi partilerden son derece sağduyulu açıklamalar geldiğinde bu süreç katlanarak büyüdü. AK Parti ve MHP Cumhur İttifakı olarak yüksek katkıda bulundular, DEM Parti'den sağduyu yükseltilerek yüksek katkıda bulunuldu. Bağımsız arkadaşlardan sağduyulu konuşmalar oldu. CHP içerisinden sağduyu ile katkı sunan arkadaşlarımız oldu.

Yüce Meclis'teki komisyonda görev yapan üyelere ve TBMM Başkanına saygılarımızı sunuyoruz. Yıllarca konuşulmuştur, bu süreçlerle ilgili olarak nihayetinde kimsenin elinde nihai formül yok. Onun için çeşitli kereler denenen tecrübeler neticesinde bunun güven ortamının oluşması açısından verilen mesajların önemli olduğu ama b unun bir güvenceye oluşması için yasal zeminin oluşması konusu son derece önemli ve kıymetlidir. Silah bırakma, terör örgütünün tasfiyesi şeklindeki yaklaşımın yasal güvenceyle yönetileceği ve destekleneceği net bir şekilde bu başvuruyla ortaya konulmuştur.

Bu tarihi yaklaşımdır. Şimdiye kadar yürütülen çalışmalar dünyanın hiçbir yeriyle mukayese edilemez, vatandaş düzeyindeki temellenmesi diğer yerlerle alakası olmayan bir şeydir. Bu metod bir Türkiye modelinin ortaya konulması bakımından da önemli olmuştur. Bu başka ülkeler için de bir referans olacaktır.

Burada silah bırakma tespit ve teyit edildikten sonra MGK kararıyla hayata geçecek. Meclis izleme komisyonuyla takip edecek. Cumhurbaşkanı yardımcımızla çalışan kurul görev yapacak. Bu sürece dönük olarak bilip bilmeden yasayı enfekte etmeye çalışan, sürece iftira atmaya çalışan bütün argümanlar boşa çıkarılmıştır. Hedefleri belli net bir tablo burada ortaya çıkmıştır.

Bu gerçek bir güvencedir. Yasal zeminin oluşması da cumhuriyet tarihi açısından dönüm noktası olarak sağlam bir zemin oluşturmaktadır. Bu süreçte yapılan tartışmalardan bir tanesi dünyadaki farklı modelleri gözeterek üçüncü göz olması şeklindeydi. Biz ısrarla buna karşı çıktık. Üçüncü göz bazı ülkelerde etnik ya da dini temelde savaş vardır, orada üçüncü göz gerekir. Bugün 86 milyon açısından söylediğinizde Türk ile Kürdün arasına üçüncü göz girmesi dünyanın en saçma işi olur. Burada milli göz var. O milli göz 86 milyon vatandaşımızın tamamıdır.

Üçüncü göze gerek yoktur. Bu süreç özgün bir süreçtir. Kendi sorunumuzu kendi irademizle halledeceğimize dair net tutumdur. Pekçok ülkede ya da b bu süreçlerde görev yapmış pekçok meşhur isim bu sürece dahil olmak istedi. 'Biz üçüncü göz olarak bu sürece dahil olalım, kolaylaştırıcı olalım' dediler. Biz böyle bir şeyi tartışmıyoruz bile dedik. Üçüncü göz yok, milli göz var.

Siyaset, devlet kurumları ve vatandaşlarımızın tamamı vardır burada. Birtakım uluslararası kurum ve devletlere, sivil toplum örgütlerine verdiğimiz cevap şudur: Türkiye'nin size ihtiyacı yoktur. Komisyon ve genel kurulda bütün siyasi partiler hür iradeleriyle görüşlerini açıklayacaktır.

Atılan imzalara baktığımızda cumhuriyet tarihinin en yüksek mutabakatına ulaşılmış gözüküyor. Dolayısıyla Meclis'ten çabuk geçileceğini değerlendiriyoruz. Bu bir irade beyanıdır. Dünyanın kaosa sürüklendiği bir dönemde biz sorunlarımızı kendimiz çözebiliriz mesajını vermişizdir. Milletimizin kardeşlik değerleri yegane göz ve pusula olarak süreçte sarsılan durumlarda meselenin toparlanmasına güçlü bir tutum oluşturdu. Sayın Cumhurbaşkanımız her toplantımızda terörsüz Türkiye konusundaki hassasiyeti ifade etmiştir.

Cumhur İttifakı'nın bir ve b eraber hareket etmesini söylemiştir. Heyet olarak sürecin her aşamasında kendilerine bilgi verdik kendilerinin talimatlarını aldık. Zatı devletlilerin bu sürecin olumlu bir şekilde işlemesi, provokasyonlara, sabotajlara dirençli hale gelmesi için mesaisinin çok önemli bir bölümünü ayırmıştır.

Milletimiz her şeyin karar vericisidir. Hepimiz milletimizin talimatlarıyla iş yaparız. Sayın Bahçeli'nin yaptığı stratejik müdahaleler, cesur ve net açıklamalar bir şeyi daha göstermiştir, Türk milliyetçiliği üzerinden bu süreci sabote etmek isteyenlere karşı açıklamalar cumhuriyet tarihine geçecek dönüm noktasını oluşturmuştur.

Sayın Bahçeli'nin stratejik müdahaleleri yoldan çıkarma çabalarının ortadan kaldırılması bakımından son derece büyük işlev gördü. DEM Parti, CHP'den yapıcı eleştirilerde bulunan milletvekili arkadaşlarımızın büyük katkıları oldu. Sayın Kurtulmuş'un komisyona bizzat başkanlık etmesi çok kıymetliydi.

Gelinen nokta şudur; Silahlı terör örgütünün ortadan kalkmasından sonra Türkiye tarihdaşlık, kaderdaşlıkla yol yürüyecektir. Vatandaşlık ilkelerini daha ileriye taşıyarak yol yürüyecektir. Bu tarih hepimizin tarihidir. Kaderdaşlık önemlidir. Dün kaderimiz birdi, bugün de bir. Yarın da kaderimizin bir olmaktan başka çaremizin olmadığını görüyoruz. Her demokrasi ölçeğini büyütmeyei ihtiyaç duyar.

Bütün bu çerçevede baktığımızda önümüzdeki dönemde hedeflere ulaşıldığında vatandaşlık ilkelerinin güncellenmesi mümkün olacaktır. Tarihi bir gündeyiz. Adlarımız farklı olabilir hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir. Türkiye'de 2. sınıf vatandaş yoktur. Bugün gelinen noktada süreçlerin sağlıklı işlemesi için her bir vatandaşımızın desteğine ihtiyaç vardır. Eleştiri haktır ama bu eleştirilerin ön açıcı, yol gösterici, demokrasinin ölçeğini büyüten eleştiriler olması son derece önemlidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün yurttaşları olarak önemli adımlar atıyoruz.

İnce işçilik yapacağız, daha özenli dil kullanacağız, hassasiyetleri doğru yöneteceğiz. Hep şunu söyleyeceğiz, Türkiye Cumhuriyeti çok yaşasın, kardeşliğimiz edebi, birliğimiz ve dirliğimiz daim olsun. Güzel bir son vardır, bundan sonrasını yürümeyeceksek buraya niye geldik diye. İyi niyetliler kimdir, kötü niyetliler kimdir herkes görecek. Bu desteği verenler tarihe ve geleceğe imza atacaktır.

Sorular ve yanıtlar

İYİ Parti lideri Dervişoğlu'nun açıklamaları

"Siyaset yapıyoruz. İçinde hareket ettiğimiz hukuk prensipleri belli. Bu prenspleri ilk defa biz hayata geçirmiyoruz. Hukuk devletinin imkanları içerisinde konuşuyoruz. Devletin nitelikleri ve milletin değerleri etrafında hareket ediyoruz. İhanet demek siyasi cümle değildir. Bir siyasetin kuracağı cümle değildir. İhanet ve benzeri cümleler siyasetçinin kuracağı cümle değildir. Bu ve benzeri anti siyaset anlamına gelen kelimeler dışında bahsettiğiniz parti ve genel başkandan hiçbir söz duyulmadı. 'Yöntem şudur, şu şekilde bakılması gerekir' diye bir vizyon ve kapasite görülmedi. Siyasetçinin vizyonun bittiği yerde cümleler agresifleşir ve galiz hale gelir. TBMM gazi meclistir. Burada bunların sükunetle konuşulması gerekir. İYİ Parti milletvekillerinin bunu kavgayla konuşması doğru değildir. Siz ihanet dediğiniz zaman bu şekilde bu cümlelerle konuşanların neler yaptığı bellidir. Kendinizi o kampa sokmayın. Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan ve sayın Bahçeli ile yanyana gelecek kelime vatanseverliktir."

Karadeniz'de Türk gemilerine yapılan saldırı

"Bu sivil gemiler meselesinde daha önce uyardık. Karadeniz'in güvenliğinin riske atıldığını söyledik. Sivil gemilerin hedef alınması bu savaşı başka boyutlara taşıyacak riskler barındırıyor. Türkiye tahıl koridoru ile gerilimin azaltılması için alan açtı. Birtakım müttefik devletler bu savaşın tarafı olmak ya da müdahali olmak için boğazların kullanımı ile ilgili Türkiye'ye baskı demeyelim de yoğun şekilde temasla bulundular. Ama Türkiye Boğazlar Sözleşmesi'ni tavizsiz uyguladı. Karadeniz'deki gemiye saldırıları kınıyoruz. Bugün savaş devam ediyor bu savaşı sivil alana yaymak hangi taraf yapıyorsa yapılacak en yanlış iştir. Kendi gemilerimizin, balıkçılarımızın durumunu yakından takip etmeye devam edeceğiz."

  Hibya Haber Ajansı